Üretenler tüketenler, ilericiler gericiler, iyiler kötüler, bir tezler ve antitezler silsilesi.Dünya da insanoğlu hep sınıflanmış.O sınıflanınca toplumda sınıflara bölünmüş.Bunun ortası yok mu yahu?
Suçlu mevsimler demeyin ne olur , inanın mevsimlerin hiç suçu yok, bu sarmal düşüncelerimde.
Bahar o güzelliğini inadına sunuyor, yorgun yanıma.Dolu dizgin bir yaşamı muştuluyor, camdan içeri süzülen güneş.Ama ben de enkaz yığını bir ruh var bu sıralar.
Güzellikleri fark edemiyorum , algılarım kapanıyor, sanki hiç iyi bir şey olmuyor beynim tüm olumsuz eleştirilere açık.
Oysa bakıyorum Samsun Devlet Hastanesi’nde işten atılan Dev Sağlık-İş üyesi işçilerin 392 gün süren direnişi zaferle sonuçlanmış.Meşhur genlere takık okul müdürü annesi yoğurdu mayalalıyamadığı için okuldan uzaklaştırılmış.Sevinse insan yanım , ama yok olmuyor işte….
Belki seviniyorum da başka neler olacak diye endişem.Korkularımı besliyorum.Neden hep bir kötülük ve iyiliğe indirgeniyor bu Dünya.Bu iktidar savaşları yorgun düşürüyor beni bireyselliğimde.
Birkaç yıl önce Paul Laferge’nin ‘’Tembellik Hakkı ‘’diye bir kitabını okumuştum.’’Yaşamlarının tamamını çalışarak geçiren insanların, bu çalışmalarının ne kadarı kendileri için?Çok azı olduğuna göre yaşasın tembellik’’ diyordu kitabın bir bölümünde.
Tembelliği özlüyorum sahiden;yatakta bir sağa bir sola döneyim,miskin miskin bir kedi kıvamında oturayım.
Yeryüzünde o çok çalışanlar mı faydalanıyor sanki hayatın güzelliklerinden?Tüketenler üretenlerden besleniyor.Bu çok insafsızca.
Birgünümüze sığdırılan koşuşturmaları düşünün, hangisinde biz varız?Kendimizi düşündüğümüz için mi bu koşturmalar?Peki biz koşturup da konforlu bir hayat mı oluşturuyoruz…
Bir düşünün lütfen koca birgünün sadece kısa bir anında kendinizi düşünün .Rahat yaşam adına feda ettiklerimizi bir düşünün.
Ergenlikten itibaren nefessiz soluksuz bir koşturmaca.
Çalışmam lazım, ya sınıfı geçemezsem, sınava iyi hazırlanmam lazım ya bir yer kazanamazsam,iyi bir iş lazım , iyi bir eş lazım, çocuklarıma gelecek lazım, barınacak ev lazım, rahatlık için araba lazım. O kadar çok ki düşününce…
Peki bunlar için ne lazım çok ama çok çalışmak lazım,rahat olmak için çok çalışmak..Peki neler feda ediyoruz.
Büyümesini izleyemediğimiz çocuklarımız, ilgilenemediğimiz ailemiz,gençliğimiz orta yaşlılığımız hepsinin çalınmasına izin vererek.
Her yıldan bir yük katarak omuzlarımıza gidiyoruz az kalan zaman dilimine, yük ağırlaşıyor, durmak ne mümkün….Yıllar sonra dönüp baktığımızda geriye, o yükü taşıyacak gücümüzün kalmadığını hissettiğimizde , geç kalan baharlara isyan ediyoruz nafile, penceremizden süzülen güneşe kırgın