Hergün internet haberleri ve görsel yayın ve gazetelerde okuduğumuz gelir dağılımın ne kadar adaletsiz ve çarpık olduğunu görüyor, duyuyor ve yaşıyoruz. Bunlar bizim ekmeğimiz ve suyumuz kadar hayatımızın bir parçası oldu.
Asıl Konuya gelelim.
Kendimizi ve çevremizi neden sorgulamıyoruz. Gerçi herkes arif olmuş, herkes her şeyi biliyor ve konuşuyor…Bana kalırsa bilmiyorlar…Onlara kalsa ben bir şey bilmiyorum…Ama net bir gerçek var. Kişiliksiz ve bencil bir toplum olduk. Bu gidiş nereye kadar… Çok karamsarım çok…
Emekliler arasındaki aylık farklılıkları, işçilerinde öyle… Sağlık hizmetlerini düşünün. Bir de işsizler ordusu ve köylülerin durumunu… Esnafın durumu ise başka bir içler acısı… Bu insanlar nasıl geçinir, nasıl yaşarlar… Gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bu düzende nasıl adaletten, haktan, hukuktan ve insani yaşamdan bahsedilebilir ?
Böl, parçala yönet … Kardeşlikten , barıştan, demokrasiden ve insan haklarından nasıl bahsedebilisin… Bu kadar haksızlık, bu kadar çürüme, bu kadar yozlaşma ve zulüm reva görülüyor insanlara… Oysa güvensiz, insanların geleceğinden kaygı duyduğu bir toplumuz… Herşeye rağmen herkes birbiri ile adeta oyun oynuyor. Yöneten de, yönetilen de rol yapıyor…
Silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor. Nereye gidiyoruz…Ülkemizin derinliklerine kadar nüfus etmiş emperyalizm. Hepsi cici gösteriliyor insanlara. Mualesef insanlar takılmış bir şeylerin peşine…Bu Cumhuriyet’i kolay kazanmadık. Ancak, düşünen kim… Varsa yoksa çıkar…
Sadece suçlu olan yönetenler değil elbet. Kardeşim kabahatin büyüğü sende, bende. Halkın bunca sıkıntıya rağmen, hiçbir şey umurunda değil…
En basitinden, sağlıkta, eğitimde eşitlik, herkesin işinin olması, gelir dağılımında adaletsizliğin giderilmesi, insanca yaşamak, özgürlüklerin tam anlamıyla kullanılması gibi bizzat halkın nefes alması demek olan konularda ses çıkarmak, istemek ve mücadele etmek gerekmez mi? Ama nerede bu halk? Neden susuyor?
İşte buda başka bir bencilliktir… Adaletsizliklerin adaleti olmaz…
| 1 |