Video Haberi izlemek için alttaki logoyu tıklayınız.!
Gebze’de Ocak ayı sonlarına doğru yağan karda,bizde aynı anda Bursa’da bulunuyorduk..,Malum Bursa’nın karı bir başka oluyor.Eski bir ahbabımı ziyaret için gittiğim Misi köyünde,yağan karın da etkisi ile 3 gün planladığımız ziyaretimizi biraz daha uzatmak zorunda kaldık.Aslında uzattığımız da gayet iyi oldu,çektiğimiz söyleşi video haberini tamamladıktan sonra kaldığımız evin devasa camlarından yağan karın güzelliğini seyrederken aklımıza Misi’nin halkı ile tanışmak geldi.Bunun için Hüsnü Sungur ile birlikte köy meydanında ki o şirin kahveye sonradan da Muhtarın ofisine geçtik.Bu mini gezi yazısında köy hakkında aklımda kalanları derlediğim ufak notları sizlere aktarıyorum.
Misi Köyü Özellikleri ve Ulaşım:Sınırsız yeşilliği, söğütleri, meyve ağaçları ve bir köprü gibi gökyüzüne uzanan kavak ağaçlarıyla, antik çağda başlayan bir öyküyü günümüze kadar taşıyan tarihi köy, asma yaprağı, misket üzümü ve şarabı çok ünlü. Misi’de şarapçılık yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip. “Misi Şarapları”,özel aromasıyla yalnızca bu yörede yetişen Misket üzümünden yapılıyormuş.Bursa’nın oksijen merkezlerinden ve piknik alanlarından biri olan Gümüştepe Mahallesi’nin şarapçılığın dışındaki gelir kaynağı yakın geçmişe kadar “ipekçilik” olmuş. “Bursa’ya önemli bir ekonomik girdi sağlayan ipekçilik, yerleşim alanlarının da buna göre şekillenmesini etkilemiş olduğunu öğreniyorum. Bu nedenle Misi evleri geniş sundurmaları ile ipekböcekçiliğine göre inşa edilmiş. 17. ve 18 nci yüzyıl yapıların yer aldığı Osmanlı mimarisini yansıtan Misi, 1989 yılında kentsel sit alanı ilan edilerek koruma altı na alınmış. İzmir yolu üzerinde ki Carrefoursa yı geçer geçmez,Orhaneli Kavşağı’ndan sola dönüp, Doğancı Barajı’na doğru giderken 6 kilometre sonra Nilüfer ilçesine bağlı bir mahalle olan Misi Köyü’ne ulaşabiliyorsunuz..
Misi Köyü ismi Nerden Geliyor?Misi Köyü Muhtarı ile yaptığımız söyleşide Muhtar Yakup Dülger..”Bugüne kadar köyümüz tarihi hakkında basılılan yayınların neredeyse bütünü hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan tamamen rivayetlerle aktarılmıştır.Bu sebeble kendi köyümüzün tarihini ortaya koymak bizler tarafından bir görevdir..Örnekse Uludağ üniversitesinin yayınladığı el broşürlerinde varlığımızı adet ve kültürlerimizi Roma dönemine ait Msya adı ile bilinen eski bir kavime dayandırmıştır.Oysa Msya kavmi Tekirdağ Balıkesir ve Bursa yöresinde konuşlanmış konar geçer bir kavimdir.Bu bağlamda Misi isminin Msya kavmi ile sadece telaffuz benzerliği yüzünden bağdaşlandırılması yersiz ve hatalıdır.İTÜ’nün 1995tarihinde bölgemizde yapmış olduğu araştırmalarla köyümüzde bulunan tarihi niteliğe haiz eserlerin Roma Bizans msya medeniyetleri ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı ve Osmanlı dönemine ait olduğu kanıtlanmıştır..” dedi.
Bunlara ilaveten Muhtar Yakup bey den şaşırtıcı bilgilerde öğrendik..Onlarda şöyle;
“Aslında Misi ismi Uludağ çevresinde ve Nilüfer çayı etrafında yetişen Akça kayın ağaçlarına verilen Misia isminden gelmiştir.Akçakayın ağacı Roma dilinde Misia denilmektedir.”
Köyün yerleşim tarihini Muhtarın ağzından dinlemeye devam ediyoruz..
”Köyümüzün yerleşimi Bursa kuşatmasının on yıl öncesine dayanmaktadır.Osman bey komutasındaki ordu Orhanelinin (Beyce)fethinden sonra Bursanın fethi sırasında altı aile köyümüzün bulunduğu yere yerleşmiştir.(1316)Ve köyümüzün yakınındaki hisarlık ismiyle bilenen bölgeye karakol mahiyetinde bir öncü birlik yerleşmiştir.Bu sebebden de şimdiki kent ormanın bulunduğu bölegeye yerel halk halen daha Bey duran mevkii olarak anmakla beraber eski kayıtlarda da Bey duran olarak geçmektedir.Murat Hüdevendigar (1359) çekirgeye inşa ettiği külliyenin giderlerini karşılamak amacı ile köyümüz toprakları ve çevresinin bir kısmı Hüdevendigar vakfiyesi olarak tescil ettirip buralara aileler yerleştirmiştir.Coğrafi konumundan dolayı dere kıyılarına üç adet değirmen ve kalacak yeri inşa edilmiş ve bu bölgenin buğdayı bu değirmenlerde öğütülmüştür.Değirmenlere gelen halkın barınması ve tenizlenmesi maksadı ile üç adet han ve bir adet hamam yapılmıştır..Bağcılığın gelişmesiyle yetiştirilen şıralık üzümlerinden gelir amacı ile pekmez üretimi yapılıp o zamanın saklama kabı olan 50 okkalık toprak küpler ve damacanalarla Mudanya limanından İstanbul hatta Avrupa ülkelerine özellikle Romanyaya yelkenli gemilerle takriben beş aylık deniz yolculuğu ile köyümüzde bulunan Körükçü Hafız,Hafız Osman ve Hacı Sadettin tarafından ihrac edildiği belgesi ile sabittir.(17yy)”
Köyün Mimarisi :Köyün evleri Osmanlı mimarisi olarak bilinen cumbalı ahşap kerpiç evlerden oluşmaktadır.17. ve 18. yüzyıllarda inşa edilen ve günümüze kadar ayakta duran 27 adet tarihi tesçilli ev bulunmaktadır.Ayrıca köyde maskem sokakta bulunan Osmanlı barok sitili ile yapılmış çeşme ,pınar sokakta bulunan kitabeli çukur pınar hala kullanılmaktadır. Köyün mezerlığında da en eskisi 14yy ait olan çok sayıda kitabeli ve işlemli mezar taşı bulunmaktadır.
Yerel lezzetler şenliği: 2006 Yılında Nilüfer Belediyesi öncülüğünde Misi Köyü Yerel Lezzetler Şenliği ismi ile halen yapılıyormuş.Her yıl Eylül ayı içerisinde tekrarı oluyormuş..Sadece köye has olmak üzere Misi’den adını almış olan kokulu misket üzümü ile bölgesel meyve çeşitleri ,şenliğe katılan tüm misafırlere sunulup panayır şenliği havasında çoşku ile kutlanıyormuş..
Muhtarımız Yakup Dülger ile vedalaşırken önümüzde ki yaz köyün içinden geçen derenin kenarında ki lokanta ve çay bahçelerinde piknik yapmak için sözleşiyorum..
GEZİ HABER/FOTO Mehmet Bilgin